Bu sayfayı yazmaya başladığımda, “gittiğim koşuları da yazarım, güzel olur” diye düşünüyordum. O yazılardan biri de “İstanbul Maratonu 2013” koşusuydu. Geçen yıl ilk kez katıldığım bu organizasyon benim için güzel bir başlangıçtı. Aradan tam 1 yıl geçti ve ben geçen yılın 10K koşusundan daha hızlı bir 15K koştum. İşte size bu yarışın detayları.

Yarış Öncesi
Ne kadar eskiye gitmeli bilmiyorum. Belki de ne kadar düzgün ve iyi antrenman yaptığımızı söyleyecek kadar eskiye gitmekte fayda var. Bu sezonun bizim için son yarışı olan İstanbul’14 hepimizin hedef yarışıydı. Hatta ben New Balance Büyükada Koşusu’nda bile, sakatlanmadan bu organizasyona katılabilmek için kendimi pek yormamıştım.

armagan_nb

“Koşu Kadını” etrafında birleşen “Ankara Koşuyor” ekibi olarak bu organizasyona 12 kişi, Ankara’dan göç eden Pelin’i de sayarsak 13 kişi olarak katılıyorduk. Aslında sayımız biraz daha fazla olabilirdi ama bazılarımız işleri nedeniyle katılamadı. Kimimiz 10K, kimimiz 15K, kimimiz de maraton koşacaktı. Ben ve sıkça birlikte antrenman yaptığım diğer Koşu Kadını Sevgi ve aramıza yeni katılan Seda, 15K koşacaktık.

2014-11-06 20.02.18

Sevgi’nin fiziksel durumu benden çok daha iyiydi ve ben ondan 1 saat 20 dakika altı bir derece bekliyordum. Aslına bakarsanız, sakatlık öncesi ben de 1:20 koşma hedefi koymuştum, hatta Sevgi’ye de söylediğimde, “yoo bence çok zor, ben onu yapamam heralde” demişti. Sakatlık sonrası ise, “hadi 1:30 altında koşayım, hatta 1:25 olursa ne ala!” demiştim. Zaman geçtikçe ben Sevgi’nin yapabileceğine daha çok inanmaya başladım. Maraton koşan Ankara Koşuyor’dan arkadaşlarımızın da 3 saat 30 dakika civarı maratonu bitirmek gibi bir hedefi vardı ki onlar için de inancım tamdı. Ayrıca ilk defa maraton koşacak olan Berat da çok sıkı antrenman yapıyordu, zaten onun bitirmemesi olanaksızdı. 10K koşan arkadaşlarımızın ise yarışı en iyi derecelerle bitireceğinden emindim.

Yarış Kitleri İşkencesi
Yarış kiti almaya giden herkesten her halde benzer yorumları duymuşsunuzdur. Yarış kiti alma işi, tüm cumartesimizi öldürdü. Üstelik biz Şişli tarafında (yani Avrupa yakasında) kalıyorduk. Yola çıktığımızda saat 12:30’du ve oraya gidip, kiti alıp, fuarı biraz dolaşıp eve geri dönmemiz 16:30’u buldu. İstanbul büyük bir şehir ve trafik sorunu var. Fuar alanının bulunduğu Bakırköy tarafına ulaşmak, üstelik de toplu taşıma ile ulaşmak vakit alıyor. Haydi diyelim ben 15K koşacağım, maraton koşacak ve dinlenmesi gereken koşucular ne yapsın? Herkesi o fuar alanına götürüp, ticari bir alan yaratılmak istenmiş ama bunun çözümü bu mudur? Üstelik gidip sadece çip alacak insanları da boşuna o kadar mesafe yaptırmak ne kadar mantıklı?

Neyse fuar alanına Sevgi ve Seda ile aynı anda ulaştık. Standları hızlıca gezdik ve orada Puma’nın ekibiyle keyifli bir sohbet ettik. Sonrasında da çipleri aldıktan sonra Unlimited Academy’nin başarılı organizatörleri ile karşılaştık. Orada Alicem bana Frig yarışı sonrası yazdığım yazının sonundan etkilendiklerini ve gelecek yıl tüm yarış tshirtlerinin pembe olacağını söyledi. O kadar mutlu oldum ki! “Demek ki burada fikirlerimi yazarak doğru bir iş yaptığımı düşünüyorum” dedim.

2014-11-20 17.18.39

Neyse, sonuçta, çiplerimizi alıp, yorgun savaşçılar olarak eve döndük.

Yarış Günü
Biz sabah erkenden uyandık ve ufak birer tostu yiyip bol su içtik. Hava geçen yıla göre oldukça soğuktu. Ne giyeceğime karar verdiğimde üstümde emektar taytım ve bu organizasyon öncesinde hızlıca yaptırdığımız “Koşu Kadını” tshirtü vardı.

2014-11-16 08.39.02-1

Taksim’den kalkan otobüslere bindik ama tabi tıklım tepiş bir yolculuktan sonra başlangıç alanına vardık. Alana vardığımızda yıllarca birlikte çalıştığım ve şimdi Hollanda’da yaşayan ve “hazır Türkiye’ye gelmişken bir de koşayım” diyen Pelin’le buluştuk. 15K otobüslerine çantalarımızı da verdik.

Sonrasında ben 15K başlangıç alanına gittim ve artık Ankara Koşuyor ekibinin uzun koşucularını bulmaya çalışıyordum. Seda, Sevgi, Ali ve Emre 15K ve maratoncuların kesişim noktasındalardı ama benim onlara ulaşmam çok uzun sürdü. Bir ara hatta “her halde bulamayacağım” dedim. Böyle bir kalabalık hiç görmemiştim! En nihayet, starta 10dk kala ekibi buldum ve mutlu bir başlangıç fotoğrafı çektirebildik.

2014-11-20 17.22.18

basl

Ve start verildi. Sevgi, Ali ve Emre ile koşmak istiyor, onlara destek olmak istiyordu. Ben de ciğerim el verdiğince onlarla gitmek istiyordum. Biz Seda, Sevgi, Emre, Ali ve ben aynı anda yarışa başladık.

Ali, Emre ve Sevgi biraz önümden gidiyor ama zaman zaman yan yana gelerek herkes birbirine “iyi misin” diye soruyordu. Ben böyle bir tempo yaptığımı hiç hatırlamıyorum! Saatim 5:25 temposu gösteriyordu, “acaba çok mu zigzag yaptım” diye düşünmeye başladım. Sonra yavaş yavaş tempo 5:15lere çıktı. Hatta o sırada yanımızdan geçen Halil, “bu tempoyla 1 saat 15 dakikada bitiririz” dedi, ben de “yok ben biraz yavaşlarım, benim hedefim o değil” dedim ve gülüştük.

2014-11-16 09.18.20

Sevgi, Emre ve Ali hala benimleydi. Onların temposuna ayak uydurmaya çalışmak hatta uydurmak bile benim için önemli bir gelişmeydi. 8Km bitti, yarış yarılandı ve ben biraz yavaşlamayı tercih ettim. Ama neden tercih ettim onu da bilmiyorum, sanırım biraz kendime güvensizlikten. 10K geçtiğimde, süre 53 dakika civarıydı, ki bu bile benim en iyi 10K derecemdi! 10Kmden sonra, bitirebilmek kaygısıyla tempomu biraz daha düşürdüm. Son 1 km’de tempomu biraz arttırarak yarışı 1:21:20 gibi bir süreyle bitirdim.

15K 1:21:20 1Km ortalaması 5dk:25sn

Bu benim için bir hayalin gerçekleşmesi gibi bir şeydi. “1 saat 25 dakika altına iyi derim derken” 1 saat 21 dakika gibi bir sürede bitirmiştim. Öndeki arkadaşlarımın peşinden bir süre daha gitsem kim bilir ne olurdu çünkü tahmin ettiğim gibi Sevgi 1:18:00 sürede koşmuştu. Ben bu dereceyle yarışın bitiren kadınlarda (1600 kişiden fazla kadın) 165., Türklerde ise 74. olmuştum. Aferindi bana!

Yarış Sonrası
Organizasyonun en kötü yönü galiba çantaların organizasyondu. Türkiye’nin en büyük organizasyonunda, çantaları geri almak tam bir işkenceydi. Terimiz soğumuş artık üşümeye başlamıştık. Çantaların bulunduğu araçlar yolun kenarındaydı, ama çantalar tombala oynar gibi “10174’ün sahibi burda mıııı” şeklinde dağılıyordu. Ben neyse ki hızlı ulaştım çantama ama Sevgi’nin alması biraz zor oldu. Biz yarış sonrası eve döndük, ama Sevgi Ali ve Emre’yi karşılamaya maratonun bitiş noktasına gitti. Onlar da yarışı hedefledikleri sürelerde yani 3 saat 34 dakika gibi bir sürede bitirdi. Ayrıca tüm arkadaşlarım da tam tahmin ettiğim gibi en güzel derecelerle yarışı bitirmişti.

2014-11-16 14.05.10

Son Söz
Bu noktada, en başta bu tempoda koşmamı sağlayan Sevgi, Ali ve Emre’ye teşekkür ederim. Yarışta siz olmasaydınız, ben sınırlarımı bilmek konusunda geri kalacaktım.

Ayrıca, bugüne kadar bizimle, Koşu Kadını ve Ankara Koşuyor ile antrenman yapan, yarışa katılan katılmayan, bizi destekleyen Ankara’dan, İstanbul’dan, Prag’dan tüm arkadaşlara, sosyal medya destekçilerine, koşanlara, koşu severlere, fikir verenlere, kendimizi geliştirmeye teşvik edenlere teşekkür ediyorum.

Bu yarışa Ankara Koşuyor ekibinden katılan arkadaşlarımı; Başak, Esra, Nokta, Tuğrul Pelin, Okan, Mine, Berat, Sevgi, Ali, Emre, Şeyma; hepinizi tek tek tebrik ediyorum. Her şey çok daha güzel olacak!

Ankara Koşuyor’u Instagram‘da takip etmeyi unutmayın!

Runatolia’da görüşmek üzere!

Reklamlar