Koşu Kadını sayfasındaki ilk yazımın üzerinden tam 9 ay geçti. Bu 9 ayda Ankara’da kadın olarak koşmak adına pek çok güzel şey yaptığımı düşünüyorum. Bunların en güzeli ise, birbirinden harika Koşu Kadını ile tanışmak oldu. Sizlerle onlardan birinin hikayesini paylaşmak istiyorum. O evlenmeden önce 48 kiloymuş; bize göre hala 48 kilo! Yürüyüşten koşuya geçiş hikayesi, “ben koşamamki” diyenler için bir motivasyon kaynağı. Buyrunuz;

Gül’ün Yürüyüşten Koşu Kadınlığına Giden Eğlenceli Yolun Hikayesi
2014 Ağustos ayının son haftasıydı, eşimle senenin son uzun tatilini yapmak üzere Ege turundaydık. İki arkadaşım tatilde olduğumu unutup “yarın ODTÜ’ye gidip Koşu Kadını ile koşalım mı?” diye mesaj attığında onlara o sırada güneşlenmekte olduğumu hatırlattım ve kendilerine bir sonraki hafta seve seve gelebileceğimi söyledim. Gelirim dedim de, nasıl koşarım kısmında biraz tereddütlüydüm açıkçası.

IMG_1018

Neredeyse 7-8 yıldır düzenli spor yapıyordum. Bunun içeriği de yürüyüş, fitness, pilates, yoga gibi egzersizlerdi ama konu koşmak olduğunda işte onu bir türlü beceremiyordum. Bazen ODTÜ’de Devrim Stadı’na gidip eşim koşarken ben yürüyor, arada ona eşlik etmeye çalışıyor fakat nefes nefese kalıp anında vazgeçiyor, yürüyüşe devam ediyordum. Ancak bir umudum vardı, o da Temmuz ayında sigarayı bırakmış olmamla fark etmiştim ki tatilde çok daha rahat yüzebiliyordum, nefesimi daha uzun süre yettirebiliyordum, belki koşumda da bir iyileşme olur diye umdum.

IMG_0867

Koşu Kadını’nın tatil sonrasına denk gelen ilk koşusuna daha önceki koşulara da katılmış olan arkadaşım Başak ile katıldık. Bu arada Koşu Kadını ile İnstagram üzerinden iletişme geçmiştim, ben koşularını takip ediyordum, yorumlar üzerinden muhabbet ediyorduk fakat hiç yüz yüze gelmemiştik. Ve o gün koşmaya başladık. Koşu Kadını tüm katılımcılar ile ilgilenmeye çalışıyor ve arkada kalanları topluyordu; tabiki ben de arkadaydım. O sırada kendimi tanıttım ve muhabbete daldık, ta ki ilk yokuşla karşılaşana kadar! Gerçekten de yavaş da olsa koşabiliyordum ama yokuşta yavaşlayınca artık yürü – koş – yürü – koş şeklinde ilerleyebildim. Fakat 3-4 koşu geçtikten sonra bir de baktım ki koşuyorum, koşmak derken çok hızlı değildim tabi ki, 7 dakikadan fazla sürüyordu 1 km’yi koşmam ama bir şekilde koşuyordum işte. Çok hoşuma gitti bu durum ve Koşu Kadını’nın düzenlediği koşulara aksatmadan gitmenin yanı sıra diğer günlerde de yanlız koşmaya başladım. Zamanla ekibe dönüşen bu oluşumun artık ben de bir parçası haline gelivermiştim.

IMG_1589

Artık,düzenlediğimiz organizasyonlar hem koşmayı eğlenceli hale getiriyor, hem de ekipçe (Ankara Koşuyor ve Koşu Kadını) gitgide kaynaşmamızı sağlıyordu. 25 Ekim’de Eymir’de Kafesten Uçtuk koşusuna katılmak, 29 Ekim’de Anıtkabir’e koşmamız, 1 Kasım’da Ladies Only Run’da İstanbul’ da koşmak, 9 Kasım’da Yalıncak’da Umut Koşusu’nda yer almamız, 27 Aralık’ta Büyük Atatürk Koşusu derken baktım kaptırmış koşuyordum. Arada birkaç yarış organizasyonuna bile kayıt yaptırmıştım!

2015-02-04 15.42.39

Şu anda 7 dakikanın altında bir pace’im var, bazı yarışlarda 6 dakikanın altına indiğim bile oldu ve bunun 4 aydır koşan biri için hiç fena olmadığını düşünüyorum. Koşunun bana en büyük faydasının sigarayı bırakmamı perçinlemesi olduğunu düşünüyorum, bugün içeceğim her nefesin koşarken bana hız kaybettireceğini bilmek ve buna katlanmak istememek çok iyi bir motivasyon sağlıyor.

2015-02-01 10.15.49-1

Koşu Kadını’na hiç bitmeyen heyecanı ile beni ve ekibin geri kalan tüm üyelerini devamlı hedef odaklı tutmayı başardığı için teşekkür etmek istiyorum. Ayrıca dört ay öncesine kadar (eşim Mete, arkadaşım Başak ve Onur dışında) hiçbirini tanımadığım koşu ekibimizle bu kadar kaynaşmış ve uyum içinde olduğumuz için çok mutluyum, umarım hep de böyle devam ederiz.

Artık kendime yavaş yavaş yarış hedefleri bile koymaya başladım. Şimdilik ilk hedef Runatolia! Orada görüşmek üzere…

Gül Hocaoğlu

Reklamlar