Yarış sezonu çoktan açıldı. Baharın gelmesiyle de yurdun dört bir yanında çeşitli mesafelerde yarışlar var. E tabi biz de hem eğlenebileceğimiz hem de antrenmanların sonuçlarını görebileceğimiz yarışlara kayıt olmaya başladık. Neredeyse her hafta sonu, bir yarışta ekipten birileri koşuyor olacak. En büyük amacımız ise sakatlanmadan en iyi derecelerimizi koşabilmek.

Amatör bir koşucu olarak en büyük korkum, hedefe ulaşmak için yapılan antrenmanlarda sakatlanmak. Ki benim de çok sık belirli sakatlıklar geçirdiğim ve de “hala” sakatlanabildiğim düşünülürse, yeteri kadar önlem alamadığımı itiraf etmeliyim. İki hafta önce de bir koşudan sonra, sol ayak bileğimde iki gün üst üste geçmeyen bir ağrı olduğunda “eyvah” dedim; “aşil gitti!”. Hemen Ankara Üniversitesi Spor Hekimliği’nden  randevu alındı ve 2 gün boyunca sadece yüzme, sabah akşam buz- jel şeklinde devam eden kendi kendimi tedavi yöntemlerinden sonra doktora gittiğimde hiç ağrım kalmamıştı, ki bu çok anlamlı olmadı aslında. Doktora yaptıklarımı anlattım. Doktor da iyi bir muayeneden sonra “doğru şeyler yapmışsın, geçmiş” dedi. Neyseki aşil değilmiş ama aşırı yüklenmekten (her zamanki gibi) kas kasılması olmuştu. Tabi kendi kendimi tedavi etmiş olmam da iyi bir durum oldu.

Aslında, “Koşularda Sakatlanmaları Önleme” yazısında da yazdığımız gibi, sakatlıkları önlemek için yapılması gerekenler oldukça basit. Ama insan koşabildiğini görünce, daha fazlasını istemekten kendisini alıkoyamıyor ve bazen yapması gerekenleri atlıyor. Koşuya başladığımdan beri sadece dizimden sakatlandığım için, diğer sakatlık türlerini çok da bilmediğimi fark ettim. Bu kısa süreli heyecan sırasında da farklı kaynaklardan hangi sakatlık neymiş diye araştırırken, ufak bir derleme yapmanın iyi olabileceğini düşündüm. Bu derlemenin genel bir derleme olduğunu, bazı önemli sakatlıkları ve nedenlerini zamanla daha derin araştıracağımı da buradan belirtmek isterim.

Tipik koşu sakatlanmaları, bölgeleri, nedenleri ve belirtilerini görmek için görselin üzerine tıklayarak görseli büyütebilirsiniz.

Print

Tedavi yöntemlerine gelince, genelde sakatlıktan hemen sonraki ilk 48 saat içinde, buz-jel uygulamak ağrının azalması için önerilen bir yöntem. Tabiki bunu yaparken koşulara ara vermek şart, yoksa sakatlık iyice artabilir, istenmeyen sonuçlara neden olabilir.

Eğer hissettiğiniz acı 3 günün sonunda azalmıyorsa, iş ciddi demektir; bir fizik tedavi uzmanı ya da spor hekimine gidip çözüm yöntemlerini öğrenmenizin vakti! Aslında önerilen, sakatlıktan hemen sonra imkânınız varsa uzman bir doktora görünmek.
Sakatlıkları önlemek için ise en temel 5 kural: (1) İyi ısın, (2) iyi soğu, (3) esnemeleri unutma, (4) %10 kuralını uygula, (5) bol su iç.

Ayrıca “Koşularda Sakatlanmaları Önleme” yazısını okumayı unutmayın.

Sağlıklı, sağlam koşulara!

Reklamlar