Artık havalar da yavaş yavaş ısınmaya başlamışken, koşmak daha da keyifli olacak!

Yanlış yazmadım tabiki. 15 yılı aşkın zamandır tanıdığım arkadaşım Senem, Avustralya’ya doktora sonrası araştırma için gittiğinde, belki de koşunun hayatına bu derece girebileceğini tahmin etmiyordu. Senem, kendi koşu deneyimi ve düşüncelerini paylaştı. Buyrunuz:

Koşmaya Başlama Üzerine

“That day, for no particular reason, I decided to go for a little run. So I ran to the end of the road. And when I got there I thought maybe I’d run to the end of the town. // 

O gün , hiç bir neden yokken, biraz koşmaya karar verdim. Yolun sonuna kadar koştum ve oraya varınca kasabanın sonuna kadar koşayım diye düşündüm.”

Forrest Gump

İtiraf ediyorum. Daha bir sene öncesine kadar koşmak o kadar da favorim değildi, bence benim vücudum koşmaya uygun değildi, koşmaya başlamak için biraz geç kalmıştım, kondisyonum zaten hiç yetmezdi 5 dakikada tıkanırdım, koşacak o kadar da vaktim yoktu, koşmak sağlığa o kadar da yararlı bir şey değildi. Daha bir sene öncesine kadar 5 kilometreyi zar zor koşardım. Bir keresinde Ankara’da tanıştığım Doruk, “bir yarışa yazıl, motivasyon olur, ona göre düzenli koşarsın” dediğinde, açıkçası pek de ciddiye almamıştım. Ne gerek vardı.

1
Şehrin ortasında böyle parklar olunca insanın oturası gelmiyor


Peki ne oldu da koşmaya başladım. Daha sağlıklı olmaya mı karar verdim, bir hedef mi koydum, vücudumu biraz şekle soksam mı dedim, kendime kendimi mi ispatlamaya çalıştım, sınırlarımı mı merak ettim, koşmanın bir ibadet olduğuna mı karar verdim. Bu liste uzadıkça uzar. Ama ilk başta, hiç biri.

Türkiye’de sokaklarda koşan çok fazla insan olmadığından, anca Avustralya’ya gelince koşunun ne kadar demokratik bir spor olduğunun farkına vardım, herkes koşacak diye bir kural yok ama herkes koşabilir.

2
İki çocuk babası olmanız maraton koşmanıza engel değil

Vakti olmayanın işten eve koşarak döndüğünü, çocuğu olanın bebek arabasıyla koşuğunu, köpeği olanın köpeği koşarak gezdirdiğini, 70 yaşında olanın maratona katıldığını görüp de koşmamak olmazdı.  Koşmaya başlamam Forest Gump’ınki kadar epik olmasa da, “milyonlarca insan koşuyor, vardır bir bildikleri, bir deneyeyim bakalım önyargılarımdan kurtulacak mıyım” dediğim de oldu. Zaten sonrası çorap söküğü gibi geldi. Başta sıraladığım şeyler, birer neden değil sonuç olmaya başladı. Koştukça yeni bir şeyler öğrendim, bazıları deneme yanılma oldu. Dalak ağrısı, diz ağrıları, siyah tırnaklar, su toplamış taban, patlayan ciğer… Bunlar belki de bizi koşudan soğutan bahaneler ama zamanla aslında hepsinin üstesinden nasıl gelinebileceğini öğrendim. Bunlarla baş edebilmeye başladıkça vücuduma nasıl laf geçirdiğimi gördüm. Sporla ilgili bir sürü bilgi edindim, yeni bir terminolojim oldu, ne nedir nedendir anlamaya başladım. Yeni bir şeyler öğrenmek koşmanın bonusu oldu, ayrı bir keyif verdi.

3
Sidney’in olmazsa olmazları Opera Binası ve Harbour Köprüsü aynı karede
4
Harbour Köprüsünün üzerinden ilk ve belki de son kez yaya geçiyorum

Son 8 aydır düzenli koşuyorum. Aslında kaç kilometreyi ne kadar sürede koştuğumun çok da önemi yok ama insanın koştukça koşası geliyor teorimi desteklemesi için bunu yazacağım. İlk başta 2-4 kilometre koşuyorken, 9 Ağustos’ta City2Surf’te 14, 20 Eylül’de Blackmores Yarı Maratonunda 21 kilometre koştum. Daha 3 ay önce maraton imkansız bir şeyken, şimdi yavaş yavaş “maraton koşabilirim” diye düşünmeye başladım.

5
Evet geçtim, harika bir duygu

Ve şimdi inanıyorum ki istersem 42 kilometre de koşabilirim.

6
Yarı maratonu taze bitirmiş gururlu koşucular ve yine Opera binası

Yukarıda sıraladıklarımın yanısıra koşmanın en güzel sonuçlarından biri de bana, hayatla ilgili kesin yargılara varmamak gerektiğini, asla imkansız dememeyi (evet uzaylılar olabilir, bir sonraki nesil rahat rahat 250 yaşlarını görebilir, yarın kıyamet kopabilir…), kimseyi küçük görmemeyi (önce kendimi, yapabileceklerin yaptıklarından her zaman daha fazla), kısaca daha da insan olmayı öğretmesi.

İstersen her şeyi yapabilirsin demek istemiyorum. Kontrol edemeyeceğimiz şeyler koşuda olduğu gibi her şeyde var. Ama insan isterse her şeyi yapmaya muktedirdir, ve bunun farkına varması gerekir.

Senem Turhan

Reklamlar