Bu yazıya nasıl başlayacağımı gerçekten bilemedim. Galiba birazdan, bacaklarımdaki ağrılardan, yarış boyunca yaşadığımız komik anlardan, yarışı bitirebilme heyecanından, birlikte olma duygusundan ve en önemlisi de 6 saat süren macera dolu bir yarıştan bahsedeceğim.

Kapadokya yarışını geçen yıl katılanlar öve öve bitiremediği için, biz de bu yıl bu yarışa katılmaya karar vermiştik. Ben sanırım Şubat ayında bu yarışa kaydımı yaptırdım. Tüm ekip, yaz boyunca heyecanla bu yarışa ve Frig Ultra’ya hazırlanmaya başlamıştı. Yerler çoktan ayarlanmış, artık geriye sadece gitmek kalmıştı. Yarış yaklaşırken, bir arkadaşım yarış günü evlenmeye karar verdiği için, Frig Ultra yarışına katılamamıştım. Yine de dayanıklılığımızı arttırmak için Eymir Gölünü’nün ormanlarında, çantalı yiyecekli, görece uzun koşular yapıyorduk. 26 Nisan 2015’te başlayan yarış orucumun sonlarına yaklaşırken, 11 Ekim’de Puma’nın düzenlediği IGNITEIstanbul yarışına katılıp, 10K’yı 52 dakikada koşmuştum. Her ne kadar bu bir yol yarışı olsa da, kendime olan güvenim bir nebze de olsa artmıştı. Ama şunu söyleyeyim, Kapadokya 30K (ya da 36K diyelim artık), bambaşka bir deneyimdi.

23 Ekim Cuma öğleden sonra çıktık yollara. Hepimiz bir şekilde aynı otelde buluşacak, sabah için ne yapacağımızı konuşacaktık. Ben, Anıl ve Kubilay, önden gidip kısa bir Ürgüp turu yaptık ve sonra otelimize geçtik. Ardından yarış kitlerimizi alıp, tekrar otelimize döndük. Ekibin geri kalanı da yavaş yavaş gelmeye başladı. Aslında başından beri biliyorduk, hepimiz bir şekilde bitirmeyi hedefliyorduk. Ben zaten o güne kadar hiç bu kadar tırmanışlı ve uzun bir koşu yapmamıştım. Akşamdan çantalar hazırlandı. Ben bir önceki Frig Ultra’dan birazcık deneyimli olarak, çantama kas gevşetici, soğutucu sprey gibi çeşitli destekleyici eklemiştim, iyiki de eklemişim!

2015-10-24 08.40.43

Sabah oldu ve… Aman! O nasıl bir yağmur! Yarış alanına vardık ama çoktan sırılsıklam olmuştuk. “Ya acaba koşmasak mı ya?” diye düşünürken, saat 10 oldu ve ekipte aynı hedefi paylaşanlar olarak biz gerilerden bir yerlerden yarışa başladık.

2015-10-24 09.28.50-1

Biz ekipten 10 kişi, benzer bir tempoda, arkada kalanlarımızı da toplayarak yolumuza devam ediyorduk. Yağmur 10.kmye kadar hiç durmadı ama biz ara ara durup, geçtiğimiz muhteşem manzaralarda fotoğraf çekiyorduk, zaten amaç bu değil miydi? Belki de hayatta bir kez karşımıza çıkan bu fırsatı ölümsüz hale getirmek… Ama o kadar çok durmuşuz ki, ilk denetim noktası olan 10. Km’ye vardığımızda 1saat 35 dakika geçmişti. İlk varış noktasına ulaşmak için verilen 2 saatin altında hedefe ulaşmıştık ama… Puf! Yarışın 6 saat süresi var, bu şekilde gidersek, bu yarış verilen sürede bitmez. Haydi arkadaşlar biraz hızlanalım.

2015-10-24 10.39.32

2015-10-24 10.50.00

İlk varış noktasında sular tazelendi, enerjiler depolandı. Şunu da söylemeden edemeyeceğim, organizasyonda denetim noktaları gerçekten çok başarılıydı. İlk varış noktasından ayrıldık ve bir süre minik adımlarla da olsa koşmaya başladık. İlk varış noktasında baya bir süre kaldığımızı fark ettik. Yağmur yavaştan dinmeye başlamış, güneş kendini bulutların arasından gösterir olmuştu. Hemen yağmurluklar çıkarıldı tabi. Şimdi hedef yine verilen süre içerisinde ikinci denetim noktasına ulaşmaktı.

2015-10-24 17.04.15

Yarışın ikinci kısmı, ilk kısmına göre… Nasıl desem bilmiyorum, daha değişikti diyeyim. Karşımıza artık bildiğimiz toprak zemin yerine, dağ taş çıkmaya başladı. Bir yerden sonra kaya tırmanışı moduna geçtik diyebilirim. Ama asıl kaya tırmanışı burada değilmiş meğer! İkinci bölümde ekipten 7 kişi olarak yolumuza devam ettik; bu arada birbirimizi kolluyor, konuşuyor, arkada kalanları bekliyorduk.

19.Km’yi geçtikten sonra, bir tepenin üzerinde bir grup insan aşağı bakıyordu. “Eyvah!” dedik, “biri aşağı düştü!” Tabi yanılmışız… Öyle bir yere geldik ki, aşağı inmemiz için organizasyon ekibi iki nokta arasına ip germiş ve bizim o ipe tutunarak inmemiz gerekiyor. Herkes de birbirini bekliyor! Tabi biz 7 kişi olunca ve hem aşağı inenleri hem de birbirimizi beklerken, 19.kmyi bitirmek için 22 dakika harcamışız.

2015-10-24 20.07.20

Ve sonra, tabiki yola devam. 20-21 derken kaybedilen vakitler ikinci denetim noktasına varabilmemiz için biraz hızlanmamızı gerektirdi. O arada da görece düz bulduğumuz her yolda hızlanmaya çalışıyorduk. Ve nihayet, verilen süre içinde ikinci denetim noktasına ulaştık. Bu noktada geçirdiğimiz zaman biraz daha uzun oldu, zira ben yanıma aldığım tshirt ve çorabımla bir değişim yaptım. Sular dolduruldu ve yine 2 saatlik uzun bir koşuya kendimizi hazır hissederek yola koyulduk.

Ve yarışın 3. Bölümü… Ekipte yavaş yavaş mekanik sorunlar baş göstermeye başladı, dizlerde minik ağrılar, kaslarda çekmeler… Ve artık karar verildi, tüm yokuş yukarılar yürünecek, yokuş aşağılar dikkatli biçimde inilecek! Her mekanik sorunda, çantamdan soğuk spreyi çıkarıyor, bir iki sıkıyor sonra yola devam ediyorduk. Bu arada da aynı tempoda giden 5 kişi kalmıştık. Artık hedef sadece bitirmek olduğu için de kafamız rahattı; nasılsa bitirirdik.

2015-10-24 17.04.17

Gel gör ki, bizi bekleyen maceralardan haberimiz yokmuş. Öyle bir yere girdik ki, aman! Solumuzda Açık Hava Müzesi, biz kayalıklardan yukarı tırmanıyoruz. Bir ağaç devrilmiş, altından mı üstünden mi geçmeli belli değil. Hele öyle bir yere geldik ki, ben galiba artık orada biraz ağladım. Kayalıkların arasına, aşağı inmek için merdiven koyulmuş. Geçen koşucuların ayaklarındaki çamurlar da bu merdivene yapıştığı için, iniş benim için baya zor oldu. Bekleyen arkadaşlara da nazımı geçirmem cabası!

2015-10-24 20.16.41

Ah artık sonlara yaklaşıyoruz, mekanik sorunlar, son lokmalar derken o da ne! 27.Km’de önce saatimin şarjı bitti, sonra da 30larda suyum! Nike saatimi hiç bu kadar uzun süre kullanmadığım için, bunu tahmin etmemiştim tabi!

Saatin şarjı bitince artık yanımdakilere soruyordum, 30 oldu mu? 31? Oleey 32! Arkadaşlar, 35 olunca haber verin! Ve yol boyunca şu replikler hiç bitmedi:

  • Hadi arkadaşlar düz yol, biraz koşalım.
  • Yokuş Kubilay, hiç kasmayalım!

35 oldu son 1km! Ve 36 oldu, eee hala finishe gelemedik?

Geçen süre de olmuş 5:46, yetişebilecek miyiz? Derken düz yola çıktık ve son artık kaç metre bilmiyorum ve biz sona yaklaşmanın gazıyla ve bu yarışı birlikte bitirebilmiş olmanın heyecanıyla biraz hızlandık. Bitiş tam karşımızdaydı, kenarda bekleyen insanlar alkışlıyordu ve biz bir anda el ele tutuşup finishi hep birlikte geçtik!

2015-10-24 16.09.41-2
(Önümüzdeki abla olmasaydı fotoğraf daha güzeldi galiba)

5 saat 52 dakika! Madalya bizim!

2015-10-24 16.23.44

Bittiğinde o kadar yorgundum ki, ne yapacağımı bilemedim. Bizden önde giden ekipten arkadaşları gördük. Bizden 8-10 dakika sonra, geride bırakmak zorunda kaldığımız Sevgi ve Gökhan da geldi.

Şu bir gerçek: Ben hayatımda hiç böyle bir “macera” yaşamadım.

Ve ben şöyle dedim: “Bu nedir yahu! Ben bir daha buraya gelmem!”

Galiba bu cümleyi, bu yarışa ilk kez katılan pek çok insan, o anda söyledi kendi kendine. Ama bugün, oturup düşününce, o anda fark edemediğim o kadar komik ve güzel anılar biriktirmişim ki! Büyük ihtimalle tekrar gitmem ama gittiğim için hiç pişman değilim!

Bu yarışta desteklerini unutmayacağım pek çok insana teşekkür ederim. Özellikle bu yarışı yapan ve kaybolmadan ve eksiksiz biçimde varış noktasına ulaşmamızı sağlayan yarış ekibine teşekkür etmeli.

Sonra, ekipteki arkadaşlarımın dayanışması ve azmini tebrik ediyorum.

Sevgi, Anıl, Gül, Betül ve Ayla; birer koşu kadını olarak harika bir iş çıkardık! Öyle ya da böyle, bu ülkede pek çok kadına ilham olduğumuzu umut ediyoruz. 60K yarışına katılıp bu zorlu yarışı bitiren Betül’e de hakkını vermek gerek!

Ve ekibin erkekleri; özellikle yarış boyunca bizi çeken Kubilay, Mete, Gökhan, İlyas, Sercan, Cantekin ve gaza getiren Tolga… Hepinize binlerce teşekkür. Artı bu yarışı süper derecelerle bitiren Tolga ve Çağlar’a da ayrıca bir alkış.

Şu anda bacaklarım biraz ağrıyor, ama neyseki dizlerde problem yok. Bu da geçer, anılar baki kalır.

2015-10-25 11.20.40-1
(Not; şu sağımda görmüş olduğunuz patikaları çıktık işte!)

Sevgiyle!

Armağan

Reklamlar