Bu yazıya şöyle başlamak istedim:

“Bir Koşu Kadını’na bu yapılmaz!”

Neden böyle başladığıma da yazının sonunda yer vereceğim. Gerçi her ne kadar, sonunda iş tatlıya bağlansa da, yaşadığımız sırada bizi oldukça üzmüş ve kızdırmıştı. Ben asıl, Ankara’da ilk kez yapılan Kızılay İyilik Koşusu hakkındaki görüşlerimi yazmak istedim.

Ön Bilgi
Kızılay’ın bu koşusu hakkında ilk bilgi sanıyorum Eylül ayının ortaları gibi geldi. Tarihi tam hatırlamıyorum. İlk açıklanan tarih, 1 Kasım 2015 Pazar’dı, ancak seçimlerin araya girmesiyle tarih mecburen 8 Kasım olarak değiştirildi. O sırada, organizasyondan Gökhan Bey’le de yazışmaya başladık. Bu bir bağış koşusuydu ve toplanan gelirler Kızılay’a aktarılacaktı.

Çevremizden ve sosyal medyadan, “bağışların nereye gideceği çok net değil” gibi yorumlar geldi. Açıkçası, bu sorunsal bence tüm yarışlarda var olan bir durum. Hatta düşününce pek çok yere yaptığımız ödemeler de nereye gidiyor bilemeyiz. O nedenle, o noktaya çok takılmadım ve Ankara’nın göbeğinde, yani Kızılay’da, benim için bir ilk olan bu yarışı desteklememiz gerekiyor diye düşündüm.

Şöyle de düşünmemiz gerek: Avrupa’nın pek çok başkentinde öyle ya da böyle, en azından bir yarı maraton düzenleniyor. Türkiye’nin ise en geniş katılımlı yol maratonu ise İstanbul Maratonu. Neden Ankara’da uluslararası bir yarış yok? Her yıl 27 Aralık’ta düzenlenen Büyük Atatürk Koşusu çok anlamlı evet, ama geçen yıl ilk kez katıldım ve neredeyse hiç amatör koşucu yoktu. Aslında galiba amatör koşucuların da gelmesi pek istenmiyor gibiydi. Bu yıl 27 Aralık Pazar’a denk geliyor ve ben yine gidip orada koşacağım. Yarışın büyük bölümünün yokuş aşağı olması, organizasyonun “öylesine yapılmış” gibi durması da benim getireceğim eleştirilerden olacak. Bu açıdan Kızılay’daki koşu, Ankara’da benim için ayrı bir öneme sahipti.

Sonuç olarak, kayıt olmak konusunda kafamda soru işareti yoktu ve ben kaydımı yaptırdım. İlk olarak 10Km’ye kayıt oldum. Ancak sonrasında ODTÜ’nün Eymir Gölü’nde yapacağı etkinliğin de 10Kmlik ve Ankara’da en sevdiğim rotasında olacağını duyunca, iki gün üst üste tempolu 10Km koşmak istemediğim için, kaydımı 6K olarak değiştirdim.

2015-11-07 12.41.05

Cumartesi günü ODTÜ’nün Geleneksel Ağaç Dikme Şenliği ve Cumhuriyet Koşusu yapıldı. Orada da aksaklıklar oldukça fazlaydı bana göre. Ancak düşününce bu bir “yarış” değildi ama yarış gibi koşulup, sonunda madalya verilecekti. Ben de orada 26-35 yaş kategorisinde “yarışıp”, 10Kmyi 53dk’da, toplamda 10.5Kmlik Eymir Gölü çevresini 55 dakikada koştum ve yaş kategorimde 4 oldum. Eh bu da bir şeydir.

2015-11-07 13.27.43-1

Gelelim asıl mevzuya…
Cumartesi günü, Cumhuriyet Koşusu’ndan çıkıp eve varmam 5’i bulacağı için, arkadaşım Ali çipimi alabileceğini belirtmişti. Sabah kalktım önce ODTÜ’ye gidip oradan da  metroyla Kızılay’a ulaştım.

Kızılay’a ulaştım, metrodan indim ama şöyle bir durum vardı: Kızılay her zamanki Kızılay ve benden başka taytlı kimse yok! Metrodan çıktım ve zaten Güvenpark Çıkışı’nda konuşlanmış etkinlik alanına hemen ulaştım.

Şöyle söyleyeyim, bugüne kadar pek çok yarışa katıldım ve bence Kızılay’ın düzenlediği bu ilk yarışta, ilk izlenimim: alan gayet başarılıydı.

Ve yavaş yavaş arkadaşlarımın da gelmesiyle, yarış havasına girilmeye başlanmıştı. Ali’den çipimi ve göğüs numaramı aldım, fotoğraflar çekildi ve eşyaları emanete bırakıp, başlangıç çizgisine geçtik.

2015-11-08 08.37.28-1

Aslında rota oldukça ilginçti. Zira Güvenpark’tan başlayacak, Meclis yönünde koşacak, ardından Sıhhiye yönüne dönüp, Sıhhiye Metrosu’na gelmeden yine Güvenpark’a gidecektik. Ve biz 6Km koşanlar, bunu 2 kez yapacaktık. Başlangıç çizgisine geldiğimde, biraz hayal kırıklığı oldu aslında. Zira 6Km yarışında o kadar az kişiydik ki! Daha çok insan katılır diye düşünmüştüm.

Neyse start verildi ve koşmaya başladık. Klasik olarak ikide bir saatime bakıyordum ilk kmde. İlk km geçildi ve hızım 5dk/km’nin biraz altındaydı. Açıkçası başlangıçtaki hedefim 30 dk’da 6Km’yi bitirebilmekti. Meclis dönüşünden sonra başlayan yokuş aşağıda hızımı biraz daha arttırdım, nasılsa yokuş yukarı biraz yavaşlayacaktım. Meclis dönüşünden sonra, ekip arkadaşlarımın karşı yoldan gelmeye başladığını gördüm. Ne güzeldi! Kızılay’da koşuyoruz!

Yarış alanında, basın ve fotoğrafçılar, koşucuları engellemeden görüntü almaya çalışıyordu. Ve Kızılay Meydanı’nda da su istasyonu vardı. Her 2 km’de bir su istasyonuna ulaşacaktım.

Sıhhiye dönüşünde, hafif yokuş yukarı koşmaya başladık ve ben bilinçli olarak hızımı düşürdüm. Zaten aynı yerden 2 kez geçilecek, ikincide biraz hızlanırım dedim. Ve öyle de yaptım. Finishe geldiğimde saatime baktım, 30:42. Eh hedef tuttu da, bir dakika ya! Galiba 6Kmde beni hiçbir kadın geçmedi! Arkamda da Elif vardı, baktım Elif de benden 3 dk sonra geldi. Ve galiba ben kadınlarda 1., Elif de 2. olmuştuk!

Biz artık kenarda, 10Km koşan ekip arkadaşlarımızı beklemeye başladık. Onlar geldikçe ben fotoğraf çektim ve onları beklemekten de aşırı keyif aldım!

2015-11-08 09.45.22

2015-11-08 09.45.18

2015-11-08 09.41.17-2

Yarış bitti ve toplandık. O sırada eh tabi biraz da gururla, madalya töreninin kaçta olduğunu sordum. 12’de dediler; gidip kahvaltı yapıp geri geliriz. Gittik, kahvaltımızı yaptık ve Sevgi’nin 10Km’de kadınlarda dereceye girmiş olma ihtimalini de göz önüne alarak, Sevgi’yle birlikte alana geri döndük.

“Bir Koşu Kadını’na bu yapılmaz!”
Alana tam girmek üzereydik ki madalya töreni başladı. Yavaşça madalya törenini sunan görevliye yaklaşıp, “Kadınların listesi nerede?” diye sorduk. Aldığımız cevap ise; “kadınların listesi yok, genel klasman listesi var sadece.” Bir dakika ya! Nasıl yani? Kadınlar ve erkekler ayrılmıyor mu? “Bize öyle bir bilgi verilmedi, isterseniz yönetimden bir arkadaşla görüşün”.

Biz alanda hemen yönetimden birini bulduk ve cevap şöyleydi: “Atletizm Federasyonu ile yaptığımız görüşmelerde, böyle olmasına karar verildi.” Sevgi’nin o sırada, görevliye bakışını ve “Bu mantıklı mı sizce?” deyişini hiç unutmayacağım. Arkasından, “isterseniz Atletizm Federasyonu Başkanı’yla görüşün” yanıtını aldık. Ve biz federasyon başkanıyla da aynı konuya girip, şu cevabı aldık: “Yok bir yanlışlık olmuştur, kadınların listesi arkadaşlarda, geliyor liste”. İyi ne güzel! Ancak bu 3 görüşmenin sonucunda bizim çıkardığım izlenim şu oldu: Biz orada olmasak, kadınlar acaba kürsüye çıkmayacak mıydı!? O sırada da başka biri bile şöyle bir konuşma oldu:

  • Nerelisiniz siz?
  • Ankara
  • İlginç…
  • Neden?
  • Hakkınızı arıyorsunuz da!

Üzülsem mi sevinsem mi bilemedim…

Neyse sonra, liste geldi ama benim adım listede yok! Nasıl ya, çipim 6Km çipiydi, gayet sertifikamı da aldım 30:42, nasıl adım yok? Hemen yine bir görüşme furyası ve sonuçta öğrendim ki, kategori değişmesi, çipimi Ali’nin alması ve ismim de “hem kadınlara hem erkeklere” verilmesi sonucu bir karışıklık olmuş ve ben erkek olarak kaydolmuşum! Pf! Neyse, karışıklık düzeltildi ve ben kürsüye çıktım ve Kızılay Genel Müdürü’nün elinden madalyamı aldım. Madalya derken yanlış anlaşılmasın. Liste son anda çıktığı için, alelacele boynumuza birer “finisher” madalyası takıldı!

2015-11-08 12.49.50

Her neyse, sonuçta organizasyonun bu ana kadar bir hatası yoktu aslında. Akşam üzeri, organizasyondan arayıp, karışıklıklar için özür dileyip, plaketimizi adresimize teslim edeceklerini belirttiler. Sonuçta hem organizasyon hem de bizim için, bu da bir deneyimdir ve her deneyim öğreticidir diye umuyorum…

2015-11-09 09.02.06

Yarışta birinci oldum diye bir sevinç duymuyorum, çünkü biliyorum ki benden çok daha iyi koşan kadınlar var. Sadece onlar bu yarışta yoktu ve ben de sadece belirlediğim hedefi koştum. Bunun üzerine de daha fazla bir şey söylemeye gerek yok.

Ancak, Kızılay İyilik Koşusu’nun Ankara için iyi bir örnek olduğunu, şehrin içinden geçebilecek bir yarışın elbette yapılabilir olduğunu ve önümüzdeki yıllar için umut vadettiğini belirtmek isterim. Lütfen, Ankara’daki organizasyonlar devam etsin!

Sağlıklı Koşulara!

Reklamlar