2016 yılı başladığından beri, işlerimin yoğunluğundan yazı yazmaya pek vakit bulamadım, ama oldukça fazla konu biriktirdim. İlk fırsatta hepsini yazıya döküp, teker teker paylaşacağım. Bu arada çok güzel gelişmeler oldu! Mesela, geçen yıl Runatolia’da 10Km’yi birlikte el ele bitirdiğim Anıl, inanılmaz işler yapmaya başladı. Bu yıl da Runatolia’da yarı maraton koşacağız ama o benden daha hızlı gidecek!

2015-03-02 14.05.08

Anıl’dan hikayesini yazmasını rica ettim. O da ilham verici hikayesini yazdı. Umarım sizler için de birer ilham kaynağı olur!

Yürü/Koş Programından Yarı Maratona
25 Ağustos 2014’de bir arkadaşımın tavsiyesi ile sadece spor olsun ve biraz zayıflayayım diye 10 haftalık yürüyüşten koşuya geçiş programını uygulamaya başladım. İlk hafta 2 dk’yı koşmak bile inanılmaz zor geliyordu, ancak 10 haftanın sonunda hiç durmadan 30 dk koşabiliyordum. Bu arada koşu için gerekli hiçbir ekipmanım da yoktu, koşu için olmadığını sonradan öğrendiğim eski spor ayakkabılarımla koşuyordum. İnternette koşu için tavsiye edilen ekipmanları araştırırken ‘Koşu Kadını’nın bloğunu gördüm, tüm yazıları okudum ve gerçekten çok etkilendim; Armağan da ilk önce zayıflamak için koşmaya başlamış, sonra ekip olarak yarışmalara katılmaya başlamışlardı. Eymir’in etrafında bir tur atabilir hale geldikten sonra cesaret kazanıp ilk ekip koşusuna katıldım ve benim için koşu gerçek anlamda başladı. Şimdi düşünüyordum da 2015 yılında kendim için yaptığım en iyi şey Koşu Kadını ile koşuya başlamak oldu.

DSC_5280

İlk zamanlar ekibin hep en arkasında kalıyordum. Amacım ekip kadar hızlı koşmaktan ziyade ne kadar yavaş olursam olayım koşuları tamamlamaktı. Sonrasında yarışmalara kayıt yaptırmaya başladım ve ilk olarak 1 Mart 2015’te Antalya’da yapılan Runatolya’ya gittim. İnanılmaz keyifli bir atmosferde koştuk. Yarış çok keyifli başladı ancak son km’lerde enerjim tükendi ve zorlanmaya başladım, nerdeyse yürümeye başlayacakken Armağan’ın motivasyonu ile yarışı bırakmadım ve kendi rekorumu kırarak 59 dk’da yarışı tamamladım. O anda hissettiğim mutluluğu anlatamam, öyle ki bu sporu hiç bırakmayacağımı anlamıştım.

Belki bu sonucun çok iyi olmadığını düşünebilirsiniz, ancak ben hiç bir zaman kendimi kimseyle kıyaslamadım, sadece kendi eski halime baktım. Sonra ekiple birlikte koşulara ve yarışlara katılmaya devam ettim. Yıl sonunda birbirinden keyifli 9 yarış tamamlamış, beş farklı şehir gezmiş ve nihayet ekiple birlikte koşabilir hale gelmiştim. Artık iş ya da tatil için farklı bir şehre gitmem gerektiğinde ilk önce orada nerede koşabilirim diye bakıyor ve yanıma koşu ayakkabımı ve kıyafetlerimi alıyordum. Hatta çalıştığım şirketten Rize’de bir pozisyon için teklif geldiğinde ilk önce orada yaşayabilir miyim diye değil, koşabilir miyim diye bakmıştım.

IMG-20160110-WA0012

Katıldığım ilk yarıştan sonra 2015’de hep 10k koşayım, seneye 21k yarışlarına katılayım, bir yıl sonra da maraton koşmaya başlarım diye hayal etmiştim. Bu plana göre 2016’ya girince 21k yarış zamanı gelmişti, ben de hemen Runatolia’ya kayıt yaptırdım. Son zamanlarda neredeyse her gün 10k koşuyordum ancak artık hızlanamıyordum, hatta gerilemeye başladığımı hissediyordum. Bu şekilde devam edersem 21k yarışları benim için çok zor olacaktı. Her gün aynı tempoda koşmak yerine daha az ama kaliteli koşularla daha iyi sonuçlar alacağım bir antrenman programına ihtiyacım olduğunu biliyordum. Bu konuda kimden destek isteyebileceğimi de biliyordum; Ankara Koşuyor’dan ekip arkadaşım Ali yakın zamanda kendine maraton programı hazırlamış ve gayet güzel sonuçlar almıştı, ondan destek istedim ve o da sağ olsun tahmin ettiğimden çok daha iyi bir program hazırladı. Hatta programı hazırlamakla kalmadı, her aşamasında da destek oldu; koşulardan önce antremanı nasıl yapacağımızı hiç sıkılmadan anlattı, biraz daha zor geçen interval ve uzun koşu günlerinde bizimle birlikte koştu, bazen kendi koşmasa bile bizi kontrol etmek için koşulara geldi, her koşudan sonra Ali’nin koşu datamızı inceleyip yorumlamasını büyük bir heyecanla bekliyorduk. İlk başta Armağan da bana destek olmak için programı uygulamaya başladı sonrasında onun da hoşuna gitti ve o da programa devam edip yarı maraton koşmaya karar verdi.

IMG_3602

Programı yaparken bir süre hedefi koymadık, gelişime göre karar verecektik. Hatta Ali son haftalarda bazen haber bile vermeden pace ve süre hedeflerimizi güncelleyip bizi şaşırtıyordu. Programın benim için en güzel tarafı da buydu sanırım, tam anlamıyla yaşayan bir program oldu. Bazen işim dolayısıyla antrenmanları şehir dışında ve farklı günlerde yapmak zorunda kaldım, bazen kendimi iyi hissetmediğim için koşamadım (sadece 1 kez), Ali her seferinde programı bize göre uyarladı. Özellikle Ankara dışındaki koşularımda Ali ve Armağan’ın uzaktan motivasyonları çok iyi geliyordu. Programa her koşulda uymak için elimizden geleni yaptık, Büyük Atatürk yarışında 10k koştuktan sonra Ulus tren garından Anıttepe’ye kadar koşup eksik km’leri tamamladık. Bir gün kardan dolayı Eymir’de trafik kazası olmuş ve aşağı inememiştik, TRT ormanında 6k koştuktan sonra Anıttepe’ye gidip günün uzun koşusunu tamamladık. Havalar soğumaya başlayınca koşamayız diye çok korkuyordum çünkü geçen yıl sürekli hasta olup Ocak ve Şubat’ı neredeyse koşmadan geçirmiştim. Ancak bu sefer tabi ekibin de desteğiyle -7C’de karlı buzlu havalarda bile 24k koşabildik, hem de hiç hasta olmadan!

IMG-20160122-WA0006

Ve artık yarış haftası geldi, sonucun ne olacağını bilmiyorum, ama ne olursa olsun çok mutlu olacağımı biliyorum çünkü ben anlık başarılara değil her anın değerini bilmeye, sürecin getirdiği güzellikleri fark edip tadını çıkarmaya inanıyorum.

2016-02-07 09.11.35

Bu 3 aylık yarış hazırlık sürecinin getirdiği güzellikler neler mi?

  • İlk önce antrenmanlar çok keyifliydi, en zor koşuları bile çok eğlenerek kahkahalarla bitirdik.
  • Uzun koşulardan sonra yemeği biraz abartabiliyorduk, kocaman bir hamburgeri ve sonra katmeri gönül rahatlığıyla yemek harikaydı.
  • Artık her gün koşmak zorunda değildim ve uzun zamandır koşuyorum diye ihmal ettiğim arkadaşlarımla görüşmeye başladım, boş günlerimde gönül rahatlığıyla tiyatro, opera ve konserlere gidebildim.
  • Daha önce her gün aynı tempoda koşarak ulaşamadığım hızlara ulaştım; aslında geçen yıl hayalim olan ancak başaramadığım 10k’yı 50dk’da koşma hedefimi, bir antrenmanda Ali ile birlikte 49:50 koşarak kırdım. Sonraki haftalar bu süre 48:47’lere indi.
  • Soğuk havalarda koşu ve sonrasında nasıl giyinmem gerektiğini artık öğrendiğim için hiç hasta olmayıp, en istikrarlı ve en çok km koştuğum aylarımı geçirdim.
  • Koşuya başlama nedenim biraz zayıflamaktı ve ben şimdi en son ortaokulda gördüğüm, uzun zamandır ulaşmaya çalışıp hayal ettiğim kilomdayım.

Sonuç ne olursa olsun bu kazandıklarım bana yeter. Yarış biter bitmez yeni bir program ile koşulara devam etmek istiyoruz, bana bu süreçte destek olan Ali ve Armağan başta olmak üzere tüm arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum.

DSC_5609

Son olarak diyorum ki; iyi ki yürüyüşten koşuya geçtim, iyi ki Koşu Kadını’nı buldum ve Ankara Koşuyor ekibine katıldım. Belki abartıyor diyeceksiniz ancak gerçekten abartmıyorum ve çok inanarak söylüyorum, her biri pırlanta gibi, saygılı, birbirine karşılıksız destek olan ve bir o kadar da eğlenceli insanın bir arada olması çok büyük bir şans, canlarım iyi ki varlar.

PS: Bu yazıyı niye mi yazdım? Hayatınızda hiç spor yapmamış olsanız bile, yaşınız kaç olursa olsun, sadece biraz isteyerek, sonuçlar mükemmel olmasa bile devam ederek, eskisinden çok daha iyi olabilirsiniz, ’ iyi ve mutlu’ .

Sevgiler, Anıl

Reklamlar