Yine kara kıştan sonra Antalya’da koşulan bir yarış… Bu kez ayrı bir keyif, ayrı bir mutluluk.

2014 Mayıs ayında Koşu Kadını sayfasına yazmaya başladığımda, Antalya’da ilk yarışımı çoktan koşmuştum. O zamanki yazıma tekrar baktım; ilk KM’yi 5:29 geçmiş ve kendime “eyvah” demişim ve sonunda yarışı 56:45 sürede bitirmişim. Geçen yıl ise, onca hastalığın sakatlığın arasında yarı maraton koşmayı hedeflerken, son hafta yine grip olup yarı maraton koşamayacağımı anlayınca Anıl’la 10K koşmaya karar vermiştim. O yarışın ikimiz için de bir dönüm noktası olacağını tabiki bilmiyordum.

2015-03-02 14.05.08

2014 Runtalya ve 2015 Runatolia yazılarını da hatırlatmak isterim:

https://kosukadini.com/kosular/runtalya/
https://kosukadini.com/2015/03/02/runatolia-2015in-ardindan/

Hazırlıklar
2015 yılı benim için eziyetler yılı oldu diyebilirim. Yılın en önemli yarışları hep mutsuzlukla bitti. Runatolia’ya hasta hasta gidip yarı maratonu koşamamam; Haliç Yarı Maratonu’nda sonradan kendime eziyet ettiğimi farkettiğim bir yarış; sonrasında – tamam keyif bir yere kadar aldık ama – Kapadokya’da 36K yarışı; ardından yarış raporunu yazmak bile istemediğim ve yine faranjit olup bir kısmını yürüyerek bitirdiğim İstanbul Maratonu 15K yarışı…

2016-02-25 21.30.02
İstanbul’dan sonra, Antalya yarışı planları yapılmaya başlandığında, sakin sakin gider 10Km koşarım diyordum. Yarış kısa sürede biter, sonra gelenleri beklerim diye düşünüyordum. O sırada Anıl yarı maraton koşmak üzere çoktan kaydını yaptırmıştı. Bir program yapmış, ardından İstanbul’da maraton koşan Ali’den yardım istemişti. Birlikte bir program yaptılar ve Anıl harfi harfine o programa uymaya başladı. Ben de Anıl’ın koştuğu günler gidip onunla koşmaya başladım. 16 haftalık programın ikinci ya da üçüncü haftasıydı sanırım, kendi çapımda Anıl’a destek olduğumu zannediyordum. Kış da artık iyice üzerimize çökmeye başlamıştı.

Anıl intervaller yapmaya çoktan başlamışken, “e hadi ben de yapayım, nasılsa birlikte koşmak zevkli oluyor” dedim. Ama ben nazlı olan taraftım. Nasılsa bir hedefim yok diye, programdaki bazı antrenmanları es geçtim. Bu arada, yüzmeye ağırlık vermeye başlamıştım. Haftada en az 6500 metre yüzüyor, bunun için de İmren’den yardım ve “gaz” alıyordum.

2015-12-12 13.15.03

Derken, Ocak 2016 oldu, bir baktım biz Pazar günleri uzun koşular yapıyoruz. 13ler, 16lar, 19lar… Tabi bu arada, ben programı bilmiyorum, bilmek de istemiyorum. Koşu günü geliyor, “bugün ne vardı?” diyorum, “şu” diyorlar. Önce bir kısa sessizlik, “ben yapamam onu” ile başlayan antrenman “yaptık ya!” ile sona eriyordu. Arada nazlanmalarıma da devam ediyordum. “Ne 19 mu? Tamam, ama bir milimetre bile fazla gitmem!”

Ve bir gün korkunç bir soğuk, güneş var ama hava -7 santigrad derece. O gün demezler mi “24K koşacağız!” Ben isyanlardayım! “Olmaz… Yarın yapalım… Haftaya yapalım” dediysem de Anıl’ı hedefinden döndüremedim. Ve biz o gün 24 Km’yi şaşırtıcı bir sürede koştuk. Ben de artık yarı maraton koşma fikrine hazırdım.

2016-02-25 08.44.28

Bu arada Şubat oldu ama ben hala kayıt olmamıştım. Son anda bir sakatlık olur, hasta olurum, başıma bir şey gelir mi diye düşünürken, sanırım kaydımı kayıtların son haftası tamamladım. O sırada biz interval antrenmanlarında keyifle ve güzel sürelerde koşuyorduk. Ve benim koşabileceğim süre de yavaş yavaş netleşmeye başlamıştı. İçten içe hedef 1 saat 50 dakikada yarışı bitirmekti ama bunu ne kendime ne de başkalarına söylüyordum.

Yarıştan 2 hafta önce koştuğumuz mesafeler azaldı, ben yüzmeye 2 hafta mola verdim ve tamamen dinlenmeye geçtim. Yarıştan önceki hafta sonu ise, 10K yarış temposu koşumuz vardı. Benim kafamdaki yarış temposu 5:13 dk/km idi. Ama o 10K’yı 4:57 dk/km tempoda koşunca, kendime olan güvenim geldi ve artık daha iyisini yapabileceğimi biliyordum.
Artık hazırdık. Ben belki de 4 yıllık koşu geçmişimde, ilk defa bu kadar “dersime çalışmış olarak” bir yarış koşacaktım. Ne yapabileceğimi, ne yapamayacağımı ve ne yapmamam gerektiğini biliyordum.

2016-02-28 15.09.09

Yarış
Hedef tempo kafamda, planlar tamam: Yarışın ilk bölümünde 5:12-5:13 dk/km ortalama yapıp, sonrasına bakacaktım. Bu arada Anıl’ın inanılmaz bir sürede koşacağını da biliyordum. O benden çok çok daha hazırdı.

2016-03-06 08.47.52
Başlangıç noktasına geldiğimde, bacaklarda bir karıncalanma başladı. Yarış da 15 dakika gecikince, bitişi düşünmeye başladım. 11’i biraz geçe bitecekti yarış ama çok sıcak olacaktı. Her istasyonda su iç!

Ve yarış başladı. Yarışın ilk yarısında kesinlikle çok hızlı gitmemem gerekiyor. Sürekli saati kontrol et!

Kmler aktıkça ben ortalama 5:06 dk/km görmeye başladım. “Ne yapıyorsun, biraz yavaşla” dedim ve 4.kmde ortalama hızı 5:12 dk/km’lere çektim. Bu hızda devam etmem gerekiyor diye sürekli düşünüyordum. Sıcak iyice bastırmaya başlamışken, sosyal medyadan tanıdığım arkadaşları birer birer görmeye başladım.  Yarı maraton dönüşüne yaklaşırken, karşıdan ekip arkadaşlarımın geldiğini görecektim. Yavaş yavaş da karşı şeritten görünmeye başladılar. Anıl’ı gördüm, “Süpersin Anıl’cım” dedim! Çok harika görünüyordu; rahat ve kendinden emin koşmaya devam ediyordu.

Sonra ben de döndüm. Bu kez diğer taraftan gelen insanlarla selamlaşmaya başladım. Her istasyondan su almaya devam! Bu arada hızım da 5:08 – 5:10 dk/km arası gidip geliyordu. Tamam dedim, şu anda güçlüyüm, böyle devam edebilirim. Ama ne yazıkki bir istasyonda su alamadım, zira tam ben istasyona yanaşırken, su veren gönüllülerin elinde su kalmamıştı; durmak da istemedim, “dayanırım” dedim ama büyük hata etmişim. Zira hava inanılmaz sıcak olmuştu ve ben çok terlemiştim. Hızım o arada biraz düştü ama neyseki su istasyonu sayısı çok iyiydi ve sonraki istasyondan bir su alıp, neredeyse hepsini içtim!

18.kmye geldiğimde yine biraz hızım düşmeye başladı, çünkü hiç gölge yoktu ve sıcak artık beynime vurmaya başlamıştı. Hızıma baktım; 5:10 dk/km. Acaba biraz hızlanabilir miyim diye sordum kendime. O sırada uzaktan başlangıç noktasındaki oteli gördüm. “Sona yaklaştım, gücüm var” dedim, “hadi o zaman biraz hızlanayım”. Derken son 2 km’de hızımı biraz arttırdım. Son dönüşe yaklaştım, saatime baktım 1 saat 44 dakika olmuş. Bu tempoda son 500-600 metre. Ve o başlangıç noktasını gördüm, yüzümde bir gülümsemeyle yarışı bu güne kadar bitirmediğim bir güçle bitirdim: 1 saat 48 dakika 55 saniye!

2016-03-06 12.04.45
Ve belki de uzun zaman sonra ilk kez, yüzümde bir yarışı hedeflediğim sürenin altında bitirmenin verdiği mutluluk ifadesiyle! Kenarda Ali ve Anıl beni bekliyordu. Anıl yarışı 1 saat 43 dakikada (ki sonra öğrendik ki 1 saat 42 dakikaymış), Ali ise 1 saat 29 dakikada bitirmişti. Tüm hazırlanma süreci boyunca bana destek olan iki arkadaşım da kendilerine koydukları hedeflerin altında koşmuştu. Bundan daha iyisi ise sakatlanmadan yarışı bitirmiş olmamızdı.

Ardından birlikte geldiğim ekip arkadaşlarımı gördüm. 10Km koşan herkes çoktan bitirmiş, kenarda dinleniyordu. Herkes mutluydu. Ben ise, ilk kez bir 10Km yarış koşan Koşu Kadınları ile gurur duyuyordum! Çünkü biliyorum ki, her güzel şey hep Antalya’daki yarışta başlıyor. Geçmişte olduğu gibi…

Son olarak, Antalya’da yarış koşan, bitiren bitiremeyen, koşmaya cesaret eden tüm kadınları tebrik ediyorum. Mesafe ne olursa olsun, süre ne olursa olsun, bizler bu sürecin birer parçasıyız. Biz kadınlar koştukça, hareket ettikçe, arkamızdan sürüklediğimiz kadın sayısı artacak ve güçlü olmaya devam edeceğiz.

2016-03-06 08.27.17
Son söz
Benim duygularım bu hazırlık döneminde şaşkınlık ile mutluluk arasında gidip geldi. Anıl’ın azmi, Ali’nin ve Serkan’ın destekleri, benim de bu desteklerden nemalanmam… Ve pek eğlenceli geçen bir hazırlanma dönemi sonunda Anıl’ın yarışı 1 saat 42 dakikada bitirip, kadınlarda 7.; yaş kategorisinde 3. olması… Bu arada ben de kadınlarda 26.olmuşum ama benim bu süreçte yarıştığım hep kendimdim. O yüzden kaçıncı olduğum, ne kadar sürede koştuğum değil, süreç boyunca ne kadar güzel vakit geçirdiğim çok daha kalıcı olacaktı.

Armağan

Reklamlar