Bu yıl Runatolia’da yarı maraton koştuktan hemen sonra, ikinci hedef yarışım İstanbul Yarı Maratonu’ndaki “Çeyrek Maraton” (o da neyse, neden 10Km değil anlamış değilim) oldu.
İstanbul

Yarı maratonda hedef süremi tutturmuşken, kendime 2 ay sonrasındaki 10Km’yi 49 dakikanın altında koşma hedefi koydum. Bu arada da yüzmeye biraz daha odaklanmış, haftalık antrenman hacmimi birazcık abartmıştım. Bir süre antrenman yaptıktan sonra, önce Gaziantep sonra da İstanbul’da akademik çalışmalarım için bulunmam gerekiyordu. Vesileyle de şiddeti yüksek antrenmanlara ara verdim. Zaten İstanbul’a gitmişken de 10Km koşacaktım.

İstanbul Yarımaratonu’nda keyifli bir günde, 10Km’yi 48 dakikada koşarak, kişisel 10Km rekorumu kırmış oldum. İstanbul Yarı Maratonu’nda geçen yıl koştuğum yarı maraton benim için ne kadar eziyettiyse, bu yılki 10Km yarışı o kadar eğlenceliydi. Üstelik Anıl bu yılki yarışta 4. olmuştu, ben de 5. olmuştum. Organizasyon ile ilgili söylenecek çok şey var ama özet olarak “önümüzdeki yıl bu yarışa gitmeyi düşünmüyorum” diyerek konuyu kapatmak istiyorum.

2016-04-24 22.31.51
İstanbul’daki yarıştan sonra, bu kez çok güzel bir amaç için; “koşamayanlar için” koşmaya İzmir’e gidecektik. Her yıl dünyanın farklı noktalarında aynı saatte başlayan Wings for Life World Run bu yıl Puma sponsorluğunda İzmir’de gerçekleşecekti. Benim için bu yarış hedef yarış değildi, sadece nabzıma bakıp, belli bir nabzın altında kalarak koşabildiğim kadar koşabilmek istiyordum. Tahminlerime göre ise 15Km’yi çok rahat koşacaktım.
İzmir’e gitmeden önce de arkadaşlarımla birlikte koşmanın keyifli olabileceğini düşünüyordum. Yarışa gitmeden Dilara’ya da “birlikte koşabiliriz” mesajını vermiştim. Onun da hedefi 15Km idi, birlikte yapabiliriz diye düşündüm. Ama tabi, bizler Ankara’nın kuru soğuğunda koşan bozkır koşucuları, İzmir’in öğlen 2’de ne kadar sıcak olacağını düşünememiştik!

2016-05-07 19.45.30
Yarış sabahı alanda büyük bir coşku vardı. Ankara Koşuyor ekibi olarak bir araya geldik ve yarış öncesi klasik fotoğraf çekimimizi yaptık. Ardından Gül, Ayla, Dilara ve ben, 15Km’den önce araca yakalanmamak üzere yola koyulduk. Başlangıç noktasında yapılan “son koşucu yarışa başladıktan yarım saat sonra araç yola çıkacak” anonslu bizi biraz yanılttı. Zira yarışa biz 4-5 dakika geç başladık ve benim saatim de yarışa başladıktan kısa süre sonra ortalama tempoyu 6:01 dk/km olarak göstermeye başladı. Bu tempoyla gidersek 15Km’yi buluruz dedim.

2016-05-08 13.20.50-2
Yavaş yavaş sıcak etkisini göstermeye başladı ve biz bulduğumuz her istasyondan su alıp yudumluyorduk. Sürekli nefesleri kontrol ediyor, kimseyi konuşturmamaya çalışıyordum. O sırada yanımıza gelip sohbet eden koşucularla da kısa sohbetler ediyordum. Hızımı 8. Kmden sonra biraz düşmeye başladı. Artık sıcak iyice kendini hissettirdiği için Dilara’yı her ne kadar çok zorlamak istemesem de 12 ya da 13 km görebileceğini düşünüyordum. Bu arada Gül ve Ayla biraz gerimizde kalmıştı.

2016-05-08 13.23.25
Neredeyse hiç gölgeye denk gelemediğimiz, asfaltın alttan alta bizi yaktığı noktalarda biz Dilara ile yavaş yavaş da olsa 12. Kmyi gördük. Bir süre daha koştuktan sonra yanımızda Gökhan ve Sevgi belirdi. Ve ardından “araç geliyooor!” sesleri yükselmeye başladı. Ben tabi kısa bir şaşkınlıkla – çünkü hesabıma göre gelmesine daha vardı – Dilara’ya baktım; sen git dedi. Yarışın 13.kmsini Dilara ile birlikte koştuktan sonra, her yarışı “hızlı bitirmeyi” sevdiğim için, “ben bir miktar hızlanıyorum o halde” dedim. Araç yaklaştı yaklaştı ve beni geçti; beni geçtiğinde benim saatim 6:00 dk/km’yi gösteriyordu ama yakalandığım nokta 14.12 km oldu. Ve ilk defa nabzım bir yarışta hayal ettiğim aralıkta kalmıştı!

Yarışın 15. Km’sinde, bizi bekleyen Şairoğlu İstasyonu ise takdire şayandı!

Bu yarış benim için ilginç bir deneyim oldu. Bir yıl aradan sonra (bknz: Runatolia 2015) bir başka arkadaşımla bir yarış koştuk. Ama bu yarış hedef belirleyip koşmak için değil keyif almak için koşulması gereken bir yarıştı. Ben de bunu Dilara ile başarıyla gerçekleştirdiğimizi düşünüyorum. Bu noktada bu yarışı organize eden tüm paydaşlara teşekkür etmeden geçemeyeceğim.

Koşu Kadını 2 yaşında!
Çok güzel bir tesadüftür ki 1 Mayıs, Koşu Kadını sayfasının kuruluşunun da yıl dönümüdür. Bu yıl da Koşu Kadını’na uzun zamandır emek veren arkadaşlarım Gül, Sevgi, Ayla, Anıl, Dilara ve ben 2. Yaş gününü, başladığı yerde, ODTÜ Devrim Stadyumu’nda kutlamak istedik. Çeşitli aksilikler sonrasında 1 kişi eksik olarak kutlayabildiğimiz bu yıl dönümü, benim için de geriye dönüp “neler yaptım?” sorusunu sormama neden oldu.

armagan
Ve sonuçta güzel anılar biriktirdiğimi ve hem kendim, hem de koşmayı seven insanlar adına pek çok güzel şey yaptığımı düşünüyorum. Üstelik artık tek başıma da değilim! Ve tekrar tekrar, bizimle koşan koşturan, sayfayı okuyan, yorum yapan, bizimle olmak isteyen ama olamayan tüm Koşu Kadınları’na teşekkür ediyorum.

2016-05-01 10.21.45-2

Not: Uzun zamandır kişisel deneyimlerimi de yazmadığımı farkettim. Çok yakında, geçen yaz yaptığım nabız düşürme antrenmanlarının faydası yazısı da bu sayfada olacak.

Sağlıklı Koşulara!
Armağan Kuru

Reklamlar