Pek de iyi başlamayan Temmuz ayı benim için çok garip bir ay oldu. Günlük hayatın uğraşlarının dışında bir de son günlerde yaşadığımız olaylar hepimizi gerdi, üzdü. Üstüne bir de hiç beklemediğim bir yerden sakatlandım. Koştukça koşasımın geldiği bir gün, Eymir’de ortalama bir yarı maraton üzerine, bir de 12 km trekking yapınca, vücudum bana dur dedi.

File_004

Ben de durdum…

Aslında durdum demeyi çok isterdim ama maalesef duramıyorum! Koşamıyorsam başka şeyler yapıyorum. Tamamen koşuyu bıraktım diyemem, sadece çok yavaş tempoda ve kısa mesafeler koşuyorum. Interval, uzun koşular ve yokuş antrenmanı yapmıyorum. Ama sakatlık yaşadığım yeri zorlamadan vücudumun el verdiği başka şeylere odaklanıyorum. Yüzme ve bisiklet gibi. Daha önceki yazılarımda çapraz antrenman yapmanın önemini hep vurgulamıştım. Belki de yaptığım yüzme antrenmanları sakatlığımın boyutunun büyümesini engelledi. Ve tabi bu arada da, daha başka güzel anılar biriktirmemi de sağladı.

Ve asıl konuya gelmek gerekirse…

Arkadaşım İmren aylar önce, “İnebolu’da 1500 – 3000 metre yüzme yarışı varmış, hadi sen de 1500 metreye kayıt ol” dediğinde, “yok uğraşamam şimdi” deyip kesip atmıştım. İmren’se, ara ara mesaj atıp yokluyor, “ya hadi sen de gel, ne olacak sanki deneyim olur” diye diye beni ikna etmeye çalışıyordu. Kayıtların son günü “tamam ya!” deyip, kayıt oldum. “Zaten yarış da ücretsiz, ne kaybederim, olsa olsa rezil olurum” dedim!

Bu arada başka bir sorun daha vardı. Yüzme yarışı Ramazan Bayramı’nın olduğu haftanın hafta sonuna denk geliyordu. “Ben zaten gelemiyormuşum, o hafta tatil var” dedim. Son dakikaya kadar da bu kararım böyle devam etti. Derken Ankara’ya bayram tatilinin Cuma günü dönünce, “e hadi gideyim bari” dedim. Cumartesi sabah çantamı hazırladım ve gitmeye hazırdım! O sırada ODTÜ’den de bir grup genç otobüsle gidiyordu. Ben de İmren sayesinde onlara eklendim.

Cumartesi sabah ODTÜ’den otobüsle yola çıktık. Toplamda 6 saat süren yolculuğun sonunda İnebolu’ya vardık. Bütün yolculuk boyunca uyudum ve bir güzel dinlendim. İnebolu’ya vardığımızda hava kapalı, deniz dalgalıydı. “Ben herhalde bu dalgalı denizde boğulurum” diye düşündüm. Kısa bir deniz denemesi yapıp çıktıktan sonra ve maalesef gündüz uyumalarının da etkisiyle o gece biraz geç uyuyabildim. Ama tabi bu yarış kaçmazdı! Sabah erkenden kalkıp yarış moduna geçtik.

Yarış neyseki limanda, dalgasız bir alanda olacaktır. Alana vardığımızda çok güzel bir kalabalık vardı. Sıraya geçip yarış kitini aldım. Ben koşulardan alıştığım gibi yarışın çipli olmasını bekliyordum ama değildi. Herkes yarışa aynı anda başlayacak ve bittiğinde süre hesaplanacaktı. Yani en arkadan başlarsam dezavantajlı oluyordum. Neyse zaten de benim bir iddiam yok, şöyle bir yüzüp çıkacaktım. Sonra yarış numaram koluma, sırtıma ve elime suya dayanıklı kalemle yazıldı: 28.

1500 metre yarışı için tek tek isimler okundu, herkes limana davet edildi. Ve sonra yarışın nasıl olacağı anlatıldı. Uzaklarda bir yerlerde, 2 tane duba var (ki kıyıdan gözükmüyordu), o dubaların etrafından dönülecek ve sonra kıyıya geri dönülecek. Limandaki merdivene değdiğim anda da yarış bitecek. Kalabalığa bir baktım. “Bu insanlar beni ezer, çok dayak yerim, ben en iyisi en son atlayayım” dedim.

Ve yarış başladı. Ben herkesin suya atlamasını bekledim, sağımı solumu kontrol ettim ve suya atladım. Tabi herkesin suya atlamasını bekleyince, oldukça arkada kaldım. Sonra öndekilere yetişmek için az nefes çok kulaçla gitmeye başladım. Ve yetiştim de!

File_001
(Bu fotoğrafta, henüz suya atlamamış, atlamaya bile yeltenmemiş ayakta duran kadın benim)

Ama önümdeki insanları geçmem baya bir enerjimi aldı. Ve ben açık denizde nereye gittiğimi kontrol ede ede yüzmeye başladım. Arada durup duba diye bahsettikleri şeyin nerede olduğunu anlamaya çalışıyor sonra tekrar devam ediyordum.

File_005
(Bu fotoğrafta ise öndekilere yetişmek üzere olan, soldan nefes almakta olan kişi benim)

Tabi git git bitmek bilmedi. Nerde bu duba diye diye ulaştığım şey 3 tane kırmızı balon olunca biraz hayal kırıklığı oldu tabii. Balonların etrafından geçtim ve dönüşe geçtim. Dönüş nispeten daha kolaydı. Çünkü kafamı kaldırıp limandaki insanlara doğru yüzmem gerekiyordu. Önümde de pek kimse yoktu. Sadece sağımda solumda birkaç kişi yüzüyordu. Ben de onları takip etmeye çalışıyordum. Arada akıntının etkisi midir bilinmez sağa sola saptığım da oldu. Kafamı kaldırdığımda yanlış yöne yüzdüğümü fark edip doğru yöne yönleniyordum. Derken limana ulaştım ve kıyıya çıktım.

Kıyıya çıkar çıkmaz omzuma bir havlu boynuma da bir madalya verildi. Ve ben ilk açık deniz 1500 metre yarışımı dur-kalklarla 37 dakikada bitirmiştim. Normalde havuzda daha hızlı yüzüyordum ama “çeşitli sapmalar ve dur kalklarla anca bu kadar oldu” dedim.

Bizden sonra 3000 metre yarışı vardı. O yarışta da İmren yarışacaktı. İmren suya atladı biz de beklemeye başladık. 40 dakika sonra 3000 metre yarışçıları gelmeye başladı. Ve İmren denizden 7., kadınlarda da 1. Olarak çıktı! Kocaman tebrik!

File_001

ODTÜ’den gelen gençlerle artık madalya törenini beklemeye başladık. Ne de olsa İmren madalya alacaktı. Nihayet de sonuçlar elimize ulaştı. 1500 metre yarışında, 30-34 yaş kategorisinde 1.olmuştum! Onca yıl koşu yarışlarında elde edemediğim başarıyı, bir yüzme yarışında elde etmiştim (hehe). Ödül töreni başladı, adım okundu ve kürsüdeyim!

File_003

Bizimle birlikte ODTÜ’den gelen arkadaşlar da yaş kategorilerinde ödül almıştı. Özellikle 3000 metre yüzenler arasında dereceye giren herkesi bir kez daha buradan tebrik ediyorum, 3000 metre açık denizde yüzmek pek de kolay değil (en azından benim için).

File_000

Bu arada, İnebolu Belediyesi’nin bu yarış için harcadığı emeği de takdir etmek isterim. Yarıştan sonra balık-ekmekler, sandviçler, sular, havlular, madalyalar hepsi çok şahaneydi. Özellikle belediye başkanı bir dakika bile alandan ayrılmadı. Herkesle ilgilenmeye, her şeyin düzgün olmasına gayret etti. Biz de gidip kendisini tebrik ettik. Umarım sporcuya verilen bu değer, koşu yarışlarında da verilir.

Son olarak, kendisini koşulara çekemesek de beni yüzmeye tekrar döndüren arkadaşım İmren’e; beni hiç tanımadıkları ve kendilerinden yaşça büyük olduğum halde beni aralarına alan ODTÜ OCİT yüzücülerine; kamptan dönerken bize destek olmaya gelen arkadaşlarımız Kubi ve Akın’a teşekkür ederim.

File_002

Ben yüzmeye devam ediyorum. Bu yarışta aldığım birinciliğin çok da önemli olmadığını biliyorum.  Belki bu vesileyle bir gün bir triatlon yarışına da kendimi atarım.

Sevgi ve sağlıkla,

Reklamlar