En eski takipçiler, bir süredir Hollanda’da yaşadığımı fark etmiştir. Ara sıra Türkiye’ye gidip, çok sevdiğim Koşu Kadınları ve Ankara Koşuyor ekibi ile koşmaya devam ediyorum. Fakat son zamanlarda hayatımın odağında koşunun yanı sıra yüzme de var. Tüm yaz Hollanda’nın bol yağmurlu, Türkiye’ye göre daha soğuk olan havasında, Eylül ayında bile açık havuzda yüzmeye çalışma çabalarım bu aralar biraz boğaz ağrısına neden oldu. Bu hafta sonu evde kalacağım gibi duruyor. Çok yazmayı istediğim Amsterdam Kanalı yüzme hikayemi yazmanın tam zamanı!

Hikâye bir Nisan günü gaza gelip Azime’ye “Ekim’e kadar yarı maraton koşabilir misin?”, Sevgi’ye ise “Acaba bu yıl Antalya’daki IRONMAN 70.3’de bisiklet kısmını yapabilir misin?” diye sormamla başladı. Çünkü yüzme benim işim! – bu nasıl bir kendine güvense artık!

Yüzme geçmişim çok eski değil aslında. Hatta hiçbir zaman havuzlarda yapılan o çok hızlı yüzme yarışlarına katılmadım. Katıldığım tek yarış 2016 yılındaki İnebolu Açık Su yüzme yarışıydı. Onda da 1500 metreyi 37 dakikada yüzmüştüm, yani pek de şahane değil aslında. Ama Ankara’daki son 6 ayımda o kadar çok antrenman yapmıştım ki, bir şekilde tekniğimi düzeltemesem de hızlanmayı başarmıştım. İşte bu yüzden yüzme benimdi!

Ve biz erken kayıtların sonlarına doğru Armağan-Sevgi-Azime üçlüsü olarak Ironman 70.3 Antalya yarışına kayıt olduk! Ben 1900 metre yüzeceğim – tamam olabilir yapmadığım şey değil, yaparım, ama vesileyle biraz teknik düzeltsem, biraz da hızlansam fena olmaz. Ben antrenmanlara başladım. Sosyal medyada koşu öncesi koşu malzemeleri ya da koşu sonrası koşu süreleri paylaşımları yapıyordum ya, benim için artık o değişti. Benim paylaşımlarım artık hep yüzme-yüzme-yüzme!

Ironman yarışına girmeden önce bir açık su yarışına girmem gerektiğini biliyordum. Yarış arayışlarına girdim ve o sırada Zeynep’in Amsterdam kanalında yüzeceğini öğrendim. Kanalda yüzme fikri biraz garip gelse de yakında bir yarış yok, girsem iyi olur diye düşündüm. Aslında bu bir yarış da değildi. ALS hastalığı farkındalığı ve tedavisi için bir bağış toplama etkinliğiydi ama olsun, sonuçta 2Km yüzmek iyi olabilir diye düşündüm.

Yüzme 3 Eylül 2017 Pazar günü; katılım ücreti ise 110 Euro! Kanalda yüzmek güzel ama 110 Euro biraz fazla diye düşündüm ve katılmaktan vazgeçtim. Zaten onun için wetsuit de almam gerekiyordu. Nerden baksan bir o kadar para da wetsuite vereceğim; seçim yaptım: Wetsuit almam daha önemliydi. Tabi ki kayıt olmadım!

Fakat benim dünya tatlısı, sürpriz yapmayı çok seven arkadaşlarım, bana doğum günü hediyesi olarak bir deneyim satın almışlardı- Kalp kalp kalp!  Norveç tatilimizde, ta Ankara’dan, çok sevdiğim Anıl’ın annesinin kekinin üzerine koyulmuş mumlar eşliğinde bana bir zarf verdiler. İçinden ise Amsterdam Kanal Yüzme etkinliğinin kayıt detayları çıktı! Ne kadar anlamlı bir hediye!

Organizasyon, Hollanda’ya döndükten 3 gün sonraydı. Ama benim bir hala wetsuitim yok. Hımm… Bu bir sorun.

Hollanda’ya döndüm ve cumartesi günü hemen bir surf mağazasına gidip, bir wetsuit aldım. O kadar acele ettim ki, neyi alacağımı bile bilmiyordum. Günün ortasında Kubilay’a mesaj atıp, bu olur mu, ama şurasında bir kesik var diye sordum.  Etkinlik pazar günü 12’de başlayacak ama benim yaşadığım şehir Amsterdam’a trenle 2 saat uzaklıkta, neredeyse Almanya’dayım diyebilirim. Bu nedenle pazar sabahı erkenden yola çıktım.

Trenden indim ve etkinliğin başlayacağı mekâna doğru yürümeye başladım, yaklaştıkça heyecan arttı. Alana vardım ve bende bir şaşkınlık! Böyle iyi organize edilmiş bir etkinlikle karşılaşmayalı uzun zaman olmuştu. Her şey planlı, her şey yönlendirmeli, gönüllüler son derece bilgili ve yardımcı. Girişte hemen kontroller yapıldı.  Çipler şurada, sandviçler içecekler burada, şu alanda dinlenebilirsin, şuradan start alınacak, herkes aynı anda başlamayacak, farklı gruplar halinde başlanacak, hangi grupla başlayacağınız zarfın içinde yazılı… Ben yarışa az bir zaman kala kayıt olduğum için taaa 19.grupta yüzmeye başlayacaktım. Bu da 2 saat daha fazla beklemek demekti.

Neyse, olsundu, hava güzel. Zeynep’le buluştuk ve Zeynep ilk grupla yüzmeye başladı, bense bekleme alanına geçtim. Yavaş yavaş sıra benim gruba gelmeye başladı, gidip wetsuitimi giydim. O anda bir ne yapacağını bilememe. İlk defa wetsuit giyiyorum ve bu çok değişik bir kostüm. O anda bir sorun fark ettim: Kalın çipler bonenin içinden iki tarafa yerleştirilmişti ve bone o kocaman topumuzda daha o dakikadan yukarı çıkmaya başlamıştı. Sorun bir tek bende değildir herhalde, böyle olması gerekiyordur, sonuçta pek çok kadın atladı yüzdü dedim, çok da fazla sorgulamadım. Eşyalarımı bıraktım ve başlangıç noktasına gittim.

Şöyle bir etrafıma baktım. Benimle birlikte yüzmeye başlayacak herkes mutlu, güneşin de etkisiyle bir festival havası. Vee “drie, twee, een” dediler hop atladık kanala. Açıkta kalan ellerim ve ayaklarım bir anda kanalın soğuk suyunu hissetti ve başladım yüzmeye.

Belli bir tempoda gitmeye başladım. Hem önümde biri var mı diye kontrol ederek, hem de doğru yolda mıyım diye bakarak yüzmeye başladım. 500’er metre aralıklarla yerleştirilmiş ilk kontrol noktasını geçtim, ikincisini de geçtim, fakat bir anda saçlarım gözümün önüne gelmeye başladı! Veeee korkulan oldu. İçinde çip olan bone kafamdan çıkmaya başlamıştı. Mecburen durdum ve boneyi düzelttim. Fakat bir kere ritmim bozuldu, bununla birlikte moralim de bozulmaya başladı. Ve o dakikadan sonra yüzme maceram bonenin sürekli çıkma çabası ve benim boneyi düzeltme çabam ile devam etti.

Kanalın suyu bizim alışkın olduğumuz mavi denizlerden farklıydı. Soğuk, yer yer yeşil, yer yer kahverengi bir suda, “lütfen su yutmayayım” diye düşünüp, arada ağzıma kaçan suları mecburen yutarak müthiş bir deneyim yaşadım. Bu arada, benden önce başlayan grupların yavaş yüzenlerini yakaladım, bir süre de onları çok rahatsız etmeden geçme çabalarım da süreye eksiler olarak eklendi. Bitişi gördüm ama çok fazla zaman geçti diye düşündüm.

Kanaldan, bitirmeyi hedeflediğim süreden 10 dakika daha kötü yüzerek çıktım! Kanaldan çıkmamızla boynumuza hemen bir madalya astılar. Üç beş adım sonra hemen duş, duştan hemen sonra bornoz, terlik, muz ve su. Bir anda sıcacık hissettim.

Sonra yine yönlendirmelerle, bizi başlangıç noktasına götürecek otobüslerin olduğu yere doğru yürümeye başladım. Bir yandan da süreme baktım. Pff 52 dakika?? Yaşadığım hayal kırıklığımı en iyi Begüm’ün çektiği şu komik fotoğraf anlatıyor sanırım. Tüm Amsterdam evden aceleyle çıkmış gibiydi. Bir de herkes mutlu ben düşünceli, ha bir de en minik!

Sonuçlara baktığımda ilk 1Kmyi 20 dakikada (ki bu benim hedef tempomdu), ikinci 1kmyi ise 32 dakikada yüzmüştüm. Keşke hiç durmadan devam edebilseydim, dedim. Bonenin gazabına uğradım, fakat hayatımda bir ilki gerçekleştirdim:

Amsterdam Kanalı’nda 2Km yüzdüm!

Her deneyim insana çok şey öğretir, çok şey katar. Artık +1 deneyimliyim. Ve bana bu deneyimi hediye eden arkadaşlarıma Ali, Anıl, Azime, Can ve Sevgi: Sizlere sonsuz teşekkür ederim!

Sonraki adım: Ironman 70.3 Türkiye yarışı!

Pek çok sevgiler,
Armağan

Reklamlar