2014 Yılı Koşusu

Antalya’nın bendeki yeri bir başkadır. 1999 yılında deprem olduğunda lise sondaydım ve okullar tatil edilip de ne zaman açılacağı belli olmadığında, annecimle birlikte eşyaları toplayıp Antalya’ya taşınmıştık. O zamanlar belki de çok kıymetini bilememişim ama Antalya’ya çok yaşanabilir bir şehir. Sanki Türkiye’de değil de, Avrupa’da bir kent gibi. Yazın çok sıcak oluyor o ayrı, ama sıcak sevenler için çok ideal. Özellikle, Antalya’da yaşadığım zamanlar, şubat-mart aylarında okula hırkayla gittiğimi söylemem, iklimi hakkında daha iyi bilgi verir sanırım.

Runtalya koşusu olduğunu duyduğumda, koşmayı seven 4 arkadaşımla yarışa kayıt olduk. Her ne kadar 3 tanesi yarışa gelemese de, biz 3 kişilik bir ekip olarak, Ankara’dan Antalya’ya gittik. Antalya’ya cuma akşamı vardık ve cumartesi öğlene doğru çiplerimizi almak üzere, TerraCity AVM’ye gittik.

Çip dağıtım organizasyonu bence çok hızlıydı. Masalarda çalışanlar da bir o kadar yardımcıydı. İşimizi çabucak bitirip çip dağıtım alanından ayrıldık. O sırada, tshirt ve çanta alım işlemi için AVM’nin en üst katına çıkma fikri biraz garip gelmişti. Neyseki tshirtlerin kalitesi ve beden boyutları çok iyiydi de yukarı çıkmamıza değdi. Makarna partisi de vardı ama bizim canımız pek istemedi. Çok kısa zamanda işlerimizi halledip AVM’den ayrıldık.

Pazar sabahı olduğunda, erken kalkıp tostlarımızı yedik. Cebime de 3 tane hurma attım ki enerjim düşerse, arada ağzıma atarım, beni zıplatır belki diye. Arabamıza atlayıp koşunun başladığı alana geçtik.

Başlangıç alanı bence çok güzeldi. Hava şaşırtıcı biçimde kapalı ve yağmurluydu. Buna biraz üzüldüm diyebilirim, çünkü güneşli ve deniz kokulu bir sabahta koşmayı çok isterdim. En azından ben koşarken yağmur yağmadı. Organizasyon buraya kadar çok iyiydi. Üstelik koşan insan sayısı da bence makuldu. Runtalya’nın resmi Facebook sayfasından aldığım bir fotoğraf, koşu çoşkusunun bir göstergesi bence.

runtalya

Runtalya ekibinde en kısa mesafe koşan bendim. Ama İstanbul Maratonun’da başıma gelen (hatıra fotoğrafı çektirememe) bu kez başıma gelmedi. Yarışın başlangıcına kısa bir  zaman kalana kadar minik ekip olarak beraberdik. Ben 5188 göğüs numarası ile koştum, yanımda ise 21K koşan arkadaşım Yağmur var.

runt

Maraton ve yarı maraton koşanlardan 15 dakika sonra başladık yarışa. Yarışa başladığımda, yine her zamanki gibi koşu için kullandığım uygulamayı başlattım ve kulağıma tempomu söylemesini bekledim. İlk kilometreyi geçtiğimde, uygulama sesi 5:29 dedi! Yani ilk kmyi 5:29 dakikada koşmuştum. Önce bir “eyvah” dedim. Yarışın sonu gelmeyecek! Sonra dedim ki, koşabildiğim kadar bu tempoda koşayım, sonra yavaşlarım. Parkur da oldukça düzmüş, koşarım dedim. Arkasından 5:26-5:25ler geldi. Tamam dedim çok iyi gidiyorum.

runta

3Kdan sonra biraz yorulduğumu hissettiğimde bir hurma attım ağzıma. Sonra 6K’da ve 9K’da da birer hurma daha. Belki psikolojik belki gerçek ama işe yaradı bence. 5K dönüşünden sonra biraz tempom düştü. Heralde artık yorulduğumu hissettim. Neyse dedim hala iyiyim, çünkü 6:00’ın altında koşuyordum. Yarışın son metrelerine geldiğimde, artık yarış bitsin dedim ve son enerjimi de o noktada harcadım. Yarış bittiğinde derecem 56:45 idi, yani bu zamana kadarki en iyi derecem! Tebrikler bana!

Yarış bittiğinde madalyalar hemen boyunlara, izotonik içecekler midelere indi. Cam Piramit tarafına geçip üstümü değiştirdim ve kurulmuş yiyecek standlarına göz attım. Oradan da bir simit (karbonhidrat olarak düşünebiliriz) mideye indi.

Organizasyondaki olumsuz bir diğer konu ise, soyunma alanları. Bence organizasyona pek yakışmayan bir durumla karşılaştık. Kadınlar ve erkeklerin soyunma giyinme alanları, sadece polis barikatları kullanılarak ayrılmıştı. Üstelik de, mahremiyet gerektiren bir konuda, böyle bir durumla karşılaşmayı ben dahil aynı ortamda kıyafet değiştirdiğim kadın koşucu da yadırgadı. Yine de gelecek yıl daha iyi koşullarda koşacağımızı umuyorum. Tebrikler Runtalya ekibine!


Bunlar da var:
ODTÜ Cumhuriyet Koşusu
İstanbul Maratonu
İznik Ultra Maratonu